14 Şubat 2012 Salı

Isınınca, ıslanınca gizli desenleri ortaya çıkan "çimento"

Frederik Molenschot and Susanne Happle tarafından geliştirilen bu ürün, ıslanınca ya da ısınınca içindeki gizli desenleri görünür hale getiriyor.

http://dornob.com/innovative-concrete-shows-secret-patterns-when-wet-hot/








28 Kasım 2011 Pazartesi

Eko-Saat ile kalem pilleri son damlasına kadar kullanın

Eko Saat, 12 adet bitmiş kalem pil ile çalışan bir duvar saati. Elektronik aletleri çalıştırmaya yetmeyen kalem pilleri, basit bir mekanizma olan duvar saatinde rahatlıkla kullanbileceğimizi düşünen Bor-Ru Huang, bu saati geliştirmiş.

Saatin ortasındaki mavi düğmeye basıldığında ise hangi pilin en kötü durumda olduğunu öğrenebiliyor ve bu pili değiştirebiliyorsunuz.

goo.gl/3QrQw





19 Eylül 2011 Pazartesi

Peynir Kalemleri

Küçük gıda üreticilerinin ürünlerini yaratıcı paketlerle satan bir firma olan "Deli Garage", özel bir ürün için yeni bir paketleme yapmak istemiş. Salatalara kolayca konulması istenen 3 çeşit peynir için Kolle Rebbe ajansı ile çalışan firma, 500 adet ürettiği özel serinin tümünü 2 haftada satmış. "Käse Stifte" - "Peynir Kalemleri" ürün değiştirmeden paketleme ile neler yapılabileceğinin çok güzel bir örneği.































http://jazarah.net/meet-the-parmesan-cheese-pencils/

10 Mart 2011 Perşembe

Mobil Dünyanın 2011 Hedefi ve Mobil TV Potansiyeli



Herkese merhaba,


Mobil dünya ile ilgili okuduğum bir makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum...






Web servislerinin mobil dünyaya geçişi ve mobil cihazların artışı ile bu alandaki hedefler büyüyor. IE Market Research, bu değişimin 2015′te 52.8 milyar dolarlık pazar oluşturacağını öngörüyor. 50 bölgede yapılan araştırmaya göre mobil TV en ciddi büyüme oranına sahip alan olacak.


IEMR’ye göre 2009′da mobil eğlence pazarının değeri 32.9 milyar dolardı. Mobil oyun, mobil müzik ve mobil TV için yapılan araştırma yıllık %9.5′lik bir büyüme eğrisiyle pazarın 2015′te 52.8 milyar dolara erişeceğini gösteriyor.


2009′da mobil TV gelirleri 2.52 milyar dolar iken 2015′te beklenen gelirin 6.6 milyar dolar olacağı ifade ediliyor.

Ülkemizde mobil TV’nin önemli olduğunu hem operatörlerin yöneliminden hem de kullanıcıların tercih ettiği cihazlardan anlayabiliyoruz. Tabi bunun daha çok orta-alt sınıf mobil cihaz kullanıcılarının eğilimi olduğunu da biliyoruz. Özellikle genç nüfus bu anlamda daha aktif bir pazar vaadediyor.


ABD’nin 4G(LTE) altyapısıyla mobil multimedya alanında üst düzey bir trafik yakalayacağı raporda ifade ediliyor ama Verizon’un söz konusu hızları ülkemiz operatörlerince de sağlanıyor. Japonya’da ise NTT Docomo çıtayı 75 mbps‘e çekmiş durumda. 2013′e hedeflediği yatırım 3.6milyar dolar olan Docomo, 2015′te 60 milyon 4G abonesine ulaşmayı hedefliyor. Kore‘de de önemsenen mobil TV, Endonezya gibi genişleyen ve gençleşen bir mobil pazarlar için de potansiyel oluşturuyor.

Kısacası Türkiye’den Uzak Doğu’ya kadar dünyanın her yerinde mobil dönüşümün potansiyeli görülebiliyor. Mobil geniş bant erişiminin artışıyla da içerik bakımından profesyonel olan TV yayınları katma değer yaratmaya devam ediyor.

16 Şubat 2011 Çarşamba

d3o vücut zırhı

Bugün Yusuf Hoca ile yaptığımız toplantıda göstermek istediğim ancak fırsat bulamadığım d3o zırhını paylaşmak istedim. Tamamen Play-Doh oyun hamuru kıvamında olan bu ürün, yüksek güçte ani bir kuvvete maruz kaldığında üzerine uygunan kuvveti etki-tepki prensibi ile geri çeviriyor.

İngiliz d3o firması tarafından geliştirilen ürün 2007 yılında tanıtılmış, ve sporcular başta olmak üzere, savunma ve kişisel kullanımlarda da yaygınlaşmaya başlamış. Hatta bu malzemeyi kullanan cep telefonu kılıfları bile var.





7 Şubat 2011 Pazartesi

"Digital Poop Removal"


Disruptive Technology diye buna derim :)

Kaynak: Family Guy 

27 Ocak 2011 Perşembe

Litresi 65 kuruşa benzin!

İngiltere bazlı Cella Energy, sentetik bir yakıt geliştirdiğini ve bunu sürdürülebilir bir biçimde üreterek litresi 65 kuruşa mal edebileceğini, bu yakıtın mevut otomobillerde herhangi bir modifikasyona gidilmeden kullanılabileceğini ve sıfıra yakın emisyon değerine sahip olduğunu duyurdu.


İnanılması güç özelliklere sahip bu yakıtın sırrı ise içerisindeki hidrojen partikülleri. Şirket CEO'su Stephen Voller, teknolojinin ileri malzeme bilimi kullanılarak yüksek enerji değerine sahip malzemelerin nanoteknolojinin (coaxial electrospraying) de yardımı ile küçük partiküllere hapsedilmesi ile başarıldığını söylüyor.

4 yılı aşkın bir süredir, çok gizli statüsünde, Oxford'daki Rutherford Appleton Labratuarında geliştirilen proje Prof Stephen Bennington gözetiminde University College London and Oxford University bilim insanlarının katkılarıyla gerçekleştirilmiş.

23 Ocak 2011 Pazar

Qwiki

Qwiki henüz Alpha testleri yapılan bir internet sitesi, site verdiği hizmeti "Bilgi Deneyimi" olarak tanımlıyor. Qwiki Wikipedia tabanlı çalışan bir bilgi kaynağı olarak, aranılan kelimelerle ilgili bilgileri interaktif şekilde sunacağını belirtiyor.

Hemen aşağıdaki kısayolda örnek bir qwiki bulabilirsiniz. http://www.qwiki.com/q/#Lima

(Örnek qwiki Microsoft Internet Explorer'da çalışırken problem çıkabiliyor, Google Chrome ya da Firefox'ta denemenizi öneririm)

Aşağıdaki video Qwiki sitesinin 2010 Eylül ayındaki ilk tanıtımına aittir.

Qwiki at TechCrunch Disrupt from Qwiki on Vimeo.

30 Aralık 2010 Perşembe

Gelecek 5 yıl içinde gerçekleşebilecek teknolojiler

IBM her sene hazıladığı "Next Five in Five" listesini 2010 için yayınladı. bu sene listeye giren gelecek 5 sene içinde yapılması muhtemel teknolojiler içinde heyecan verici holografik telekonferans gibi teknolojiler de yer alıyor.

IBM, Star Wars'takine benzer 3 boyutlu bir holografik görüntünün 5 yıl içinde geliştirilebileceğini ve hatta piyasaya sürülebileceğini düşünüyor. Ayrıca Lityum-hava pillerinin yaygınlaşmasıyla şimdiki pillerin 10 katına varan kapasitelere ulaşılabilecek ve bu sayede tüm gün kullanabilen bdizüstü bilgisayarlardan bir haftaya kadar şarj edilmeden kullanılabilen akıllı cep telefonlarına kadar pek çok yenilik görebileceğiz.

Diğer tekenolojiler ve IBM'in hazırladığı video için:




17 Aralık 2010 Cuma

Word Lens seyahatlerinizi kolaylaştırıyor!

Yeni bir iPhone uygulaması olan Word Lens, yabancı bir ülkede gördüğünüz yazıları, yol işaretlerini veya okumak istediğiniz ama bilmediğiniz bir tabelayı ingilizceye anında çeviriyor. Hem de iPhone kamerasından bakarak!

Şimdilik sadece İspanyolca-İngilizce ve İngilizce İspanyonca versiyonu bulunan program çok yazkında bir çok yeni dilin eklenmesiyle daha da zenginleşecek.

Word Lens, iOS App Store'dan ücretsiz indirilebilir. Ancak sadece demo modunda çalışan programa, in-app satın alma özelliği ile ispanyolca sözlük de eklenebiliyor. Bedava versiyonunda sadece harflerin yerini değiştirme ve yazıları yok etme özelliği demo olarak sunuluyor.

Programın nasıl çalıştığına dair bir video da mevcut:



13 Aralık 2010 Pazartesi

Holografik harita, görsel ve sunumlar artık uzak bir gelecek değil

Zebra Imaging, metal üzerine etching metoduyla geliştirdiği holografik teknolojisi ile hareketli olmayan görüntülere inanılmaz bir derinlik ve görsel boyut kazandırmayı başardı. Tek yapmanız gereken özel hazırlanmış metal yüzeye görselinizi "yazdırmak".



















3B gözlüklere ihtiyaç duymadan, tam renkli görselinizi istediğiniz gibi çevirip bakabilmek bir deneyime dönüşüyor. Hatta bir adım ileriye gidip çok katmanlı bir hologram da yapabilmek mümkün. Böylece genel ve detay görünümler tek bir plakada gösterilebiliyor.




Zebra Imaging, görsel karmaşıklığına göre bir holografik plakayı 1,000 ila 3,000 dolara arasında hazılayabiliyor.

12 Aralık 2010 Pazar

UPCYCLING...Beşikten beşiğe (cradle to cradle) sistemi ile şirketler artık sadece ürünlerin kullanım hakkını satıyor

Bugün gazete okudugum ve hosuma giden bir geri dönüşüm süreci...


http://www.hurriyet.com.tr/pazar/16512257.asp?gid=59

Geliştirdiğiniz ‘beşikten beşiğe’ sistemi tam olarak nedir?
- Bu sistemi 1991’de mimar ve tasarımcı William McDonough ile birlikte geliştirdik. Tükettiğimiz ve kullandığımız ürünleri ikiye ayırabiliriz: Yiyecekler ve organik maddeler gibi biyosfere (biyolojik sisteme) gidecek şeyler ve bir de sadece kullanım için üretilmiş bulaşık makinesi, otomobil gibi işleri bittiğinde teknosfere (teknik döngüye) girmesi gereken ürünler var. Bunlar teknosfere girerse artık atık diye bir şey kalmıyor.

Peki bunun geri dönüşümden (recycling) farkı nedir?
- Bu geri dönüşüm (recycling) değil, buna ileri dönüşüm (upcycling) deniyor. Malzemenin tekrar, daha yüksek seviyeli bir üründe kullanılması anlamına geliyor. Teknik döngü ve tedarik zinciri için hazırlıyoruz.

Yani başta doğru materyali kullanırsak ve o materyali tekrar üretim sürecine sokarsak hiçbir sorun kalmayacak...
- Aynen öyle. Mesela zehirli materyal kullanmadan enerji tasarrufu yapan pencere yapamazsınız. Ama bunu geri dönüştürürseniz sonsuz olarak kullanabilirsiniz. Bunun için de artık birçok şirket ürünlerinin sadece kullanım hakkını satıyor.

Özet olarak firmaların kendi ürünlerini geri almalarını sağlıyorsunuz...
- Evet, firmalar için ürünler ve hizmetler geliştirmeye çalışıyoruz. Mesela televizyonüreten hiç kimse bir televizyonun içindeki yeniden kullanılabilir materyalleri kaybetmek istemez. Örneğin bakır... Biyolojik sistemlere girerse inanılmaz derecede zehirleyici. Ama teknosferde sonsuz kere kullanabilirsiniz. Philips Eco Vision, beşikten beşiğe felsefesinin 30 unsuruyla üretiliyor. Ürünün kendisi değil, 20 bin saat izleme süresi satılıyor. Bu sürenin sonunda televizyon satıcıya geri dönüyor.

Böyle başka örnekler de var mı?
- 1500 şirket bu sisteme göre tüm üretim süreçlerini değiştirdi. Her şey çok hızlı ilerliyor. Ford ile bir araba geliştiriyoruz ve firma bunu 60 bin kilometre kullanım hakkını satıyor. Yakıt, sigorta, bakım, her şey buna dahil, siz sadece arabanın kullanımı için para ödüyorsunuz. Bunu iki yıl içinde piyasaya sunmayı planlıyoruz. Hollanda’da Akzo Nobel veya DSM gibi büyük şirketler beşikten beşiğe sistemini kullanmaya karar verdiler. Örneğin bir çamaşır makinesinin üç bin seferlik yıkamasını satıyoruz böylece üretici en iyi materyali kullanıyor ucuz materyal kullanmak zorunda kalmıyor. Bu sistemle çamaşır makinesi için 150 tane ucuz plastik kullanmak yerine beş tip plastik kullanıp daha iyisini üretebiliyorsunuz. Ve firma bu sürecin sonunda da ürününü geri alıyor.



11 Aralık 2010 Cumartesi

Hastahanelerde internet bağımlılarına tedavi

http://www.abs-cbnnews.com/lifestyle/03/19/10/london-hospital-treat-internet-addicted-teens

LONDON – Teenagers who cannot tear themselves away from the Internet, computer games or their mobile phone can get help from a new addiction service, a spokeswoman said Thursday.

A private London hospital has launched Britain's first dedicated technology addiction service for what it dubbed "screenagers", after parents complained their children were flying into a rage when told to turn off their computer.
Help will be offered through intensive in-patient, day care or group therapy to children as young as 12, although it is aimed at 15 to 17-year-olds, amid increasing concern about the amount of time they spend in front of a screen.
"I've been contacted by parents who see their children going into a rage when they're told to turn off their computer," Richard Graham, lead consultant at Capio Nightingale Hospital, told the London Evening Standard.

"Some end up having to call the police."
He said children played some computer games for the social contact, adding: "It gives them a sense of connection so they end up playing all the time."

Teens will be encouraged to switch off technology and interact with people face-to-face rather than online, a hospital spokeswoman said, and also helped with any problems caused by their habits, including cyber-bullying.
She cited research showing that adults who spent too much time online suffered physically and mentally, while young people became agitated and had difficulty concentrating, and ultimately could become depressed.
"Mental health services need to adapt quickly to the changing worlds that young people inhabit, and understand just how seriously their lives can be impaired by unregulated time online, on-screen or in-game," Graham said.
In a statement, he said he hoped the service "will address the underlying causes of this addiction to transform screenagers back into teenagers".

10 Aralık 2010 Cuma

İnternet kullanıcıları neleri aradı..

Zeitgeist 2010: İnternet kullanıcıları neleri aradı?

İnternet kullanıcılarının bu yıl boyunca Google'da yaptığı milyarlarca aramayı topluca ele alan Zeitgeist, 2010 yılının ruhunu yakalıyor.


http://www.google.com.tr/intl/tr/press/zeitgeist2010/

25 Kasım 2010 Perşembe

Barbie Bebeğin Evrimi...


Barbie 1990'lı yıllardan itibaren dünyanın en çok satmış, kız çocuklarının vazgeçilmez oyuncağı, perdeye, çarşafa, terliğe, çamaşıra, parfüme, ve akla gelebilecek her türlü ürüne imza atmış bir marka...



İlk Barbie bebeklerinin piyasaya çıkışı 1959 yılı... Barbie’nin erkek arkadaşı olarak oyuncak dünyasına eklenen Ken ise, Barbie serisine eklenen ilk çeşitleme. Ken bebek aynı zamanda, oyuncak bebeğe secere yaratmak, farklı kültürlerden yeni yeni akraba ve arkadaşlar eklemek yoluyla markayı daha da geliştirip güçlendirme politikasının da öncüsü.



Şimdi ise Barbie, günden güne değiştirilerek çocukların sevgilisi haline geldi; günümüzde ise, daha çok gelişmiş modelleri var. Yüzünü değiştiriyor, şarkı söylüyor, yanında makyaj malzemeleri, evi var. Gelişen barbie ürünlerinin yanı sıra, flaş oyun dünyasında da kaliteli barbie oyunları ve videoları var, artık çocuklar sadece barbie bebekleri değil barbienin en son videolarını ve oyunlarını da satın aldırmak istiyorlar.



Barbie bebekleri, hepimizin bildiği güzel ve uzun sarı saçlı bebek algısından kendini ayrıştırıyor. Günümüz kız çocuklarına yönelik yaptığı yeni Barbie bebekler, artık birer meslek sahibi Barbie. Barbie’nin yeni konsepti “I can be” ile marka, avukat, doktor gibi farklı meslek gruplarında 21 adet yeni Barbie bebeğini, çocuklara sunuyor. Hatta Barbie, facebook sayfasında fanlarını “if you can dream it, you can be it” mesajı ile karşılıyor.

Ve dahası var...Barbie, kendini dünyanın en önemli simgeleri ile de ilişkilendiriyor. Hediyelik eşya dükkanında Barbie'yi gördüğünüzde benim gibi şaşırmayın: Statue of Liberty Barbie Doll...

4 Kasım 2010 Perşembe

Ultra ucuz ürün için devrim yaratan dizaynlar

Hint mühendis RA Mashelkar'ın Convex Lens Leadership, 21. yy. Gandice Mühendislik ve ultra ucuz ürün üretim konseptlerinden bahsettiği TED Hindistan'da çekilen videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. Inclusive ve Disruptive innovation kavramlarına dokunan Mashelkar'ın videosu yaklaşık 20 dakika sürüyor, iyi seyirler.

Casulo - mobil yaşayanlar için mobilya!

Casulo, 90cm yükseklikte, bir taşıyıcı palet üzerine sığabilen ve içinde eşya çalışma masası, iki tane tüksekliği ayarlanabilir sandalye, bir kitaplık ve bir yatak olan bir mobil mobilya!

Tek bir kişi tarafından sadece bir kaç dakika içinde kurulabilen set, aynı şekilde birkaç dakika içinde tekrar tek bir kutu haline getirilebiliyor. Özellikle yurtlarda kalan öğrenciler için vazgeçilmez olacağına eminim.

Köln International School of Desing'da Marcel Krings ve Sebastian Mühlhäuser tarafından doktora tezi için geliştirilen Casulo henüz bir prototip, ancak mobilya üreticileri şimdiden linsansını almak için yarışıyorlar.

Fotoğraflar için tıklayın!

31 Ekim 2010 Pazar

Yeni Medya Düzeni Konferansı

26 Ekim Salı günü İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde gerçekleşen “Yeni Medya Düzeni Konferansı” ile ilgili aldığım notlar aşağıdaki gibidir. Faydalanmanızı dilerim...


Chris Anderson (Wired Dergisi'nin genel yayın yönetmeni):
Konuşmanın ana başlığı: “Tablet Çağında Medyanın Geleceği” idi. Chris Anderson, derginin iPad uygulaması üzerinden yürüttüğü sunumunda tablet bilgisayarların ‘kültür tüketimine getirdiği farklılıkla yeni bir çağı başlattığını’ söyledi. iPad’i bir telefonun taşınabilirliğini, kullanım esnekliği ile birleştirebilmiş bir cihaz olarak adlandırdı.

Film izlenip müzik dinlenebilen, kitap ve gazete okunabilen, kullanıcıya çok farklı uygulama ve deneyimleri sadece tek bir ekranda yaşatan tabletlerin “bir yaşam biçimi” haline geleceğini savundu. “Kindle, insanların ekrandan kitap okuyabileceğini kanıtladı” diyen Anderson iPad’i aşağıdaki formülle özetledi:

iPad = iPhone + Kindle + Bulut (Cloud)

Tabletlerde kullanıcı dikkatinin basılı ve web sayfalara kıyasla çok daha fazla olduğunu belirten Anderson bunu rakamlarla da gösterdi:

Basılı yayın: 60 dakika
Web: 3 dakika
iPhone: 55 dakika
iPad: 100 dakika

Tabletler, beş ana unsuru mobil olarak kullanıma sokuyor:

1. Web’de gezinme
2. Oyunlar
3. Yararlı uygulamalar (apps)
4. Zengin multimedya deneyimi
5. Video

Tabletleri üçüncü jenerasyon bilgisayar teknolojisi olarak nitelendiren Anderson şöyle ekledi: “Çok uzak olmayan gelecekte netbook’ların yerini alacağını düşünüyorum”.

Geleneksel bilgisayar uygulamalarında tabletlere kayarken de aşağıdaki değişimlerin gerçekleşeceğini belirtti:
Klavye --> Parmak
İş --> Oyun
İlgi dağınık --> Odaklı ilgi
3 dk.’lık oturumlar --> 40 dk.’lık oturumlar
Ücretsiz --> Paralı

Wired dergisinin iPad uygulaması üzerinde grafik ve gezinme özelliklerini gösteren Anderson, bu keyifli deneyimi yaşamak için kullanıcının, derginin basılı edisyonundan bile daha fazla ücret ödeyerek abone olduğunu söyledi. “Tablet bilgisayarlar, mobil iletişimin içine doğan kuşağın medya taşıyıcısı olacak” diyen Anderson’a göre özel içeriği ücretlendirme dışında uygulamalar için henüz farklı gelir modelleri kurulamadığını belirtti. Wired’in iPad uygulaması ayda yaklaşık 200.000 kere indirilmiş ve şu anda en popüler iPad uygulamaları listesinde 1 numara.


Arthur Sulzberger (New York Times’in CEO’):

Konuşmasına, "Dijital medyanın en önemli işlevi demokrasiyi canlı tutmaktır" diye başlayan Sulzberger, "New York Times okuru gazetesinin baskı haline bağlı bir okurdur. Her gün en az yarım saatinin gazetesini okumaya ayırır. (Ortalama gazete okuma süresi 10 dakika iken) Ancak yine de kurum olarak, okuyucunun çoğunluğu neredeyse oraya gitmemiz gerektiğini biliyoruz. “ dedi.

New York Times'ın 15 yıllık internet gazeteciliği serüvenini anlatan Suzlberger, bu süreçte tek değişmeyen şeyin habere olan bağlılık olduğunun altını çizdi. 1995’de sadece 25.000 hit alan NYT internet sitesi 2010 yılında bu rakamı 16 milyon seviyelerine taşımış. Facebook ve Twitter'ın gazetelerin görünürlüğünü artırdığını belirten NYT CEO'su, bu sitelerde haberlerin spor ve magazin konularından daha fazla paylaşıldığını söyleyerek, haberin yeni medya düzeninde de önemini koruduğuna işaret etti.

"Haber olmazsa, yeni medya alanında gösterilen tüm çabalar yersiz olur" diyen Sulzberger, gazetesinin internet sitesinin 2011 yılından itibaren kademeli bir şekilde ücretli içerik sağlayacağını da duyurdu.

Dünyanın en etkili medya gruplarından birini yöneten Sulzberger, yeni medya düzeninde geçerli olacak 3 temel fikri ise şöyle sıraladı:

1. Kaliteli bilgi her zaman gerekli olacak.
2. Daha fazla insan gazetelere ulaşabilecek ve gazetecilik yapabilecek.
3. Demokrasi gazeteciliğin düzgün işlemesine bağlı olacak.



David Goodman (CBS Interactive Music Başkanı):

last.fm, radio.com, AOL Music, Yahoo! Music gibi markalarla müzik sektörünün en büyüklerinden biri olan CBS İnterakif Müzik'in başındaki isim David Goodman radyo ve online radyo servisleri hakkında konuşurken, radyonun geleceğine dair de öngörülerde bulundu.

İnternet ve online radyo servisleriyle beraber radyonun öldüğü tespitlerine katılmayan CBS yöneticisi, "Günlük 236 milyondan fazla kişiye ulaşan radyo tamamen hayatta ama başka bir şeye dönüşüyor." dedi. Goodman, klasik radyoyu ücretsiz müzik yayını yapan bir servis olarak nitelerken online radyoyu kişiselleştirilebilir, çok daha çeşitli, çok daha güçlü bir hizmet olarak tanımladı ve online radyoda ücretli üyelik gibi farklı ekonomik modellerin de uygulanabildiğinin altını çizdi.

Goodman'a göre online servisler sayesinde artık daha çok yayın, daha çok radyo istasyonu ve bundan dolayı da çok daha fazla müzik var. Müziğe erişim de artık daha kolay. "İnternete bağlı her cihaz bir radyoya dönüştü." diyen Goodman, CBS'in cep telefonundan radyo dinleyen kullanıcı kitlesinin iPhone aplikasyonu gibi özellikler sayesinde son iki yılda 2 milyondan 13 milyona çıktığını açıkladı.

Online radyonun kolay erişim, fazla seçenek ve fonksiyonellik sayesinde üstünlük sağlayacağını öngören Goodman, telif sorunları ve streaming kalitesinin yükselmesiyle online radyonun yükselişinin daha da hızlı olacağını ifade etti.


Cenk Uygur (The Young Turks Platformunun Kurucusu):

Konferansa video konferans ile Los Angeles’dan katılan ve aylık 18 milyondan fazla izlenmeyle YouTube iş ortakları arasında ilk 100’e giren, internet üzerinden canlı yayınlanan ilk günlük talk show ‘The Young Turks-Genç Türkler’in sunucusu Cenk Uygur kısa sürede bir fenomen haline gelen programının bunu sıfırdan başlayarak nasıl gerçekleştirdiğini Yeni Medya Düzeni konferansında anlattı.

“Televizyonda ya da radyoda bir talk show hazırlıyorsanız, başlangıçta belirli bir izleyicinizin olması garantidir ancak bunu internette yaparsanız başlangıçta kimsenin sizden haberi yoktur” diyen Uygur’un başarılı olacağına başlangıçta kimse inanmamış. Ancak kendi değişiyle o ve ekibi internete, internet de onlara inanmış. Programın başarısının temelinde izleyici ile olan güven ilişkisi yatıyor. Elbette izleyiciyi çekmek için farklı ve otantik olmak gerekiyor. Ancak Uygur’a göre bu yeterli değil, programın yararlı olması ve bir değer taşıması başarı için olmazsa olmazlardan.

Peki bu programı internette yapmak ne anlama geliyor? “Programınız ulusal kanalda da yayınlanıyor olsa dünya genelinde yerel kalıyorsunuz ancak YouTube’da olursanız dünyadaki her eve girebilirsiniz” diyerek cevaplıyor Uygur. Ancak vurgulanması gereken bir şey daha var. Kendi internet sitenizde yayın yapıyorsanız bu da bir anlamda internet üzerinde yerel kalmak anlamına gelebilir, ulaştığınız kitle yine de sınırlı kalabilir. Ancak The Young Turks’un yaptığı gibi YouTube ile işbirliği yaparsanız internette de evrenseli yakalamışsınız demektir. YouTube’un aynı zamanda dünyanın ikinci en büyük arama motoru olduğunun da altını çizen Uygur, bu sayede programının ne kadar erişilebilir olduğunu belirtiyor.

Uygur’a göre gelecek internet televizyonculuğunun olacak. Google TV ve Apple TV’yi hatırlatarak, insanların gelecekte zaplama yapmayacağını, izleyecekleri program ya da dizinin adını yazarak istediği şeyi istediği zamanda izleyebileceklerini söylüyor ve ekliyor “bu bizim program için iyi ancak TV kanalları için tam bir kabus olacak.”


Seth Godin (Pazarlama Gurusu):

Salona video konferansla New York’tan bağlanan ve değişime uymak yerine direnmenin hata olacağını söyleyen Godin, televizyonun değişeceğini iddia etti. Ancak değişen medya düzeninde eski alışkanlıklar ile pazarlama yapmanın en büyük hata olacağını belirtti.

Hayatta bir çok şeyin sanki bir kullanım kılavuzuna göre yapıldığını, farkın, bunun dışına çıkmak olduğunu “üçüncü pasta örneği” ile anlattı:

“Pastayı ilk seferde tarifine uygun olarak yaparsın. İkinci sefer de tarifine göre yaparsın. Ancak üçüncü seferde doğaçlama ile daha iyisini yapmaya çalışırsın. Çok büyük ihtimalle başarısız olursun ve önüne iki seçenek çıkar: Ya denemeye devam edeceksin, ya da tarife geri döneceksin… İnovasyon, denemek ve hata yapmakla eş anlamlıdır ve sadece denemeye devam edenler mükemmel bir tatla (inovasyonla) ödüllendirilirler.”

"Devrimler imkansızı başarır" diyen Godin bunu da şöyle açıkladı:

Henry Ford Model T’yi üretmeden hemen önce: “Ben otomobil diye bir şey üreteceğim, devlet de otomobil için yollar yapacak, şirketler petrol çıkartıp, benzin istasyonu ağı kuracak, McDonalds drive-in’ler açacak”, dese kim inanırdı...

İnsanların okullarda gereksiz bilgiler ile doldurulduğunu, adeta bir makine için değiştirilebilen parçalar haline getirildiği söyleyen Godin, problem çözen insanlar yerine işçiler yaratıldığını ifade etti ve şöyle dedi: "Eğer sisteme uyuyorsanız fark edilmezsiniz. Sıradan insanlar fark yaratamaz, farkı farklı insanlar yaratır."

CMO (Chief Marketing Officer) ünvanının değişmesi ve Chief Movement Officer olması gerektiğinin altını çizen Godin, pazarlamanın şirketleri ileri itmesi ve liderlik etmesi gerektiğini belirtti ve pazarlamada daha ucuzu önermenin hata olduğunu, “her zaman (senden) daha ucuz olan vardır” diyerek sözlerini tamamladı.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Şikayet sitelerine farklı bir yaklaşım: Övgü siteleri

Merhaba,

bugün stumbleupon kullanırken rastladığım ve henüz çok yeni açılmış bir web sitesi modelini paylaşmak istedim.

kirb.com; şikayetimvar.com gibi sitelere 180 derece dönerek bakan bir şirket övgü sitesi. Övgüleri tek bir yerde toplayarak şirketlerin tüketicilerine hem memnuniyetlerine karşılık hediye ya da hizmet verebilecekleri, hem de şirketlerin bir ölçüt olarak tüketicilerine ve medyaya sunabilecekleri bir ortam hazırlıyor.