31 Ekim 2010 Pazar

Yeni Medya Düzeni Konferansı

26 Ekim Salı günü İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde gerçekleşen “Yeni Medya Düzeni Konferansı” ile ilgili aldığım notlar aşağıdaki gibidir. Faydalanmanızı dilerim...


Chris Anderson (Wired Dergisi'nin genel yayın yönetmeni):
Konuşmanın ana başlığı: “Tablet Çağında Medyanın Geleceği” idi. Chris Anderson, derginin iPad uygulaması üzerinden yürüttüğü sunumunda tablet bilgisayarların ‘kültür tüketimine getirdiği farklılıkla yeni bir çağı başlattığını’ söyledi. iPad’i bir telefonun taşınabilirliğini, kullanım esnekliği ile birleştirebilmiş bir cihaz olarak adlandırdı.

Film izlenip müzik dinlenebilen, kitap ve gazete okunabilen, kullanıcıya çok farklı uygulama ve deneyimleri sadece tek bir ekranda yaşatan tabletlerin “bir yaşam biçimi” haline geleceğini savundu. “Kindle, insanların ekrandan kitap okuyabileceğini kanıtladı” diyen Anderson iPad’i aşağıdaki formülle özetledi:

iPad = iPhone + Kindle + Bulut (Cloud)

Tabletlerde kullanıcı dikkatinin basılı ve web sayfalara kıyasla çok daha fazla olduğunu belirten Anderson bunu rakamlarla da gösterdi:

Basılı yayın: 60 dakika
Web: 3 dakika
iPhone: 55 dakika
iPad: 100 dakika

Tabletler, beş ana unsuru mobil olarak kullanıma sokuyor:

1. Web’de gezinme
2. Oyunlar
3. Yararlı uygulamalar (apps)
4. Zengin multimedya deneyimi
5. Video

Tabletleri üçüncü jenerasyon bilgisayar teknolojisi olarak nitelendiren Anderson şöyle ekledi: “Çok uzak olmayan gelecekte netbook’ların yerini alacağını düşünüyorum”.

Geleneksel bilgisayar uygulamalarında tabletlere kayarken de aşağıdaki değişimlerin gerçekleşeceğini belirtti:
Klavye --> Parmak
İş --> Oyun
İlgi dağınık --> Odaklı ilgi
3 dk.’lık oturumlar --> 40 dk.’lık oturumlar
Ücretsiz --> Paralı

Wired dergisinin iPad uygulaması üzerinde grafik ve gezinme özelliklerini gösteren Anderson, bu keyifli deneyimi yaşamak için kullanıcının, derginin basılı edisyonundan bile daha fazla ücret ödeyerek abone olduğunu söyledi. “Tablet bilgisayarlar, mobil iletişimin içine doğan kuşağın medya taşıyıcısı olacak” diyen Anderson’a göre özel içeriği ücretlendirme dışında uygulamalar için henüz farklı gelir modelleri kurulamadığını belirtti. Wired’in iPad uygulaması ayda yaklaşık 200.000 kere indirilmiş ve şu anda en popüler iPad uygulamaları listesinde 1 numara.


Arthur Sulzberger (New York Times’in CEO’):

Konuşmasına, "Dijital medyanın en önemli işlevi demokrasiyi canlı tutmaktır" diye başlayan Sulzberger, "New York Times okuru gazetesinin baskı haline bağlı bir okurdur. Her gün en az yarım saatinin gazetesini okumaya ayırır. (Ortalama gazete okuma süresi 10 dakika iken) Ancak yine de kurum olarak, okuyucunun çoğunluğu neredeyse oraya gitmemiz gerektiğini biliyoruz. “ dedi.

New York Times'ın 15 yıllık internet gazeteciliği serüvenini anlatan Suzlberger, bu süreçte tek değişmeyen şeyin habere olan bağlılık olduğunun altını çizdi. 1995’de sadece 25.000 hit alan NYT internet sitesi 2010 yılında bu rakamı 16 milyon seviyelerine taşımış. Facebook ve Twitter'ın gazetelerin görünürlüğünü artırdığını belirten NYT CEO'su, bu sitelerde haberlerin spor ve magazin konularından daha fazla paylaşıldığını söyleyerek, haberin yeni medya düzeninde de önemini koruduğuna işaret etti.

"Haber olmazsa, yeni medya alanında gösterilen tüm çabalar yersiz olur" diyen Sulzberger, gazetesinin internet sitesinin 2011 yılından itibaren kademeli bir şekilde ücretli içerik sağlayacağını da duyurdu.

Dünyanın en etkili medya gruplarından birini yöneten Sulzberger, yeni medya düzeninde geçerli olacak 3 temel fikri ise şöyle sıraladı:

1. Kaliteli bilgi her zaman gerekli olacak.
2. Daha fazla insan gazetelere ulaşabilecek ve gazetecilik yapabilecek.
3. Demokrasi gazeteciliğin düzgün işlemesine bağlı olacak.



David Goodman (CBS Interactive Music Başkanı):

last.fm, radio.com, AOL Music, Yahoo! Music gibi markalarla müzik sektörünün en büyüklerinden biri olan CBS İnterakif Müzik'in başındaki isim David Goodman radyo ve online radyo servisleri hakkında konuşurken, radyonun geleceğine dair de öngörülerde bulundu.

İnternet ve online radyo servisleriyle beraber radyonun öldüğü tespitlerine katılmayan CBS yöneticisi, "Günlük 236 milyondan fazla kişiye ulaşan radyo tamamen hayatta ama başka bir şeye dönüşüyor." dedi. Goodman, klasik radyoyu ücretsiz müzik yayını yapan bir servis olarak nitelerken online radyoyu kişiselleştirilebilir, çok daha çeşitli, çok daha güçlü bir hizmet olarak tanımladı ve online radyoda ücretli üyelik gibi farklı ekonomik modellerin de uygulanabildiğinin altını çizdi.

Goodman'a göre online servisler sayesinde artık daha çok yayın, daha çok radyo istasyonu ve bundan dolayı da çok daha fazla müzik var. Müziğe erişim de artık daha kolay. "İnternete bağlı her cihaz bir radyoya dönüştü." diyen Goodman, CBS'in cep telefonundan radyo dinleyen kullanıcı kitlesinin iPhone aplikasyonu gibi özellikler sayesinde son iki yılda 2 milyondan 13 milyona çıktığını açıkladı.

Online radyonun kolay erişim, fazla seçenek ve fonksiyonellik sayesinde üstünlük sağlayacağını öngören Goodman, telif sorunları ve streaming kalitesinin yükselmesiyle online radyonun yükselişinin daha da hızlı olacağını ifade etti.


Cenk Uygur (The Young Turks Platformunun Kurucusu):

Konferansa video konferans ile Los Angeles’dan katılan ve aylık 18 milyondan fazla izlenmeyle YouTube iş ortakları arasında ilk 100’e giren, internet üzerinden canlı yayınlanan ilk günlük talk show ‘The Young Turks-Genç Türkler’in sunucusu Cenk Uygur kısa sürede bir fenomen haline gelen programının bunu sıfırdan başlayarak nasıl gerçekleştirdiğini Yeni Medya Düzeni konferansında anlattı.

“Televizyonda ya da radyoda bir talk show hazırlıyorsanız, başlangıçta belirli bir izleyicinizin olması garantidir ancak bunu internette yaparsanız başlangıçta kimsenin sizden haberi yoktur” diyen Uygur’un başarılı olacağına başlangıçta kimse inanmamış. Ancak kendi değişiyle o ve ekibi internete, internet de onlara inanmış. Programın başarısının temelinde izleyici ile olan güven ilişkisi yatıyor. Elbette izleyiciyi çekmek için farklı ve otantik olmak gerekiyor. Ancak Uygur’a göre bu yeterli değil, programın yararlı olması ve bir değer taşıması başarı için olmazsa olmazlardan.

Peki bu programı internette yapmak ne anlama geliyor? “Programınız ulusal kanalda da yayınlanıyor olsa dünya genelinde yerel kalıyorsunuz ancak YouTube’da olursanız dünyadaki her eve girebilirsiniz” diyerek cevaplıyor Uygur. Ancak vurgulanması gereken bir şey daha var. Kendi internet sitenizde yayın yapıyorsanız bu da bir anlamda internet üzerinde yerel kalmak anlamına gelebilir, ulaştığınız kitle yine de sınırlı kalabilir. Ancak The Young Turks’un yaptığı gibi YouTube ile işbirliği yaparsanız internette de evrenseli yakalamışsınız demektir. YouTube’un aynı zamanda dünyanın ikinci en büyük arama motoru olduğunun da altını çizen Uygur, bu sayede programının ne kadar erişilebilir olduğunu belirtiyor.

Uygur’a göre gelecek internet televizyonculuğunun olacak. Google TV ve Apple TV’yi hatırlatarak, insanların gelecekte zaplama yapmayacağını, izleyecekleri program ya da dizinin adını yazarak istediği şeyi istediği zamanda izleyebileceklerini söylüyor ve ekliyor “bu bizim program için iyi ancak TV kanalları için tam bir kabus olacak.”


Seth Godin (Pazarlama Gurusu):

Salona video konferansla New York’tan bağlanan ve değişime uymak yerine direnmenin hata olacağını söyleyen Godin, televizyonun değişeceğini iddia etti. Ancak değişen medya düzeninde eski alışkanlıklar ile pazarlama yapmanın en büyük hata olacağını belirtti.

Hayatta bir çok şeyin sanki bir kullanım kılavuzuna göre yapıldığını, farkın, bunun dışına çıkmak olduğunu “üçüncü pasta örneği” ile anlattı:

“Pastayı ilk seferde tarifine uygun olarak yaparsın. İkinci sefer de tarifine göre yaparsın. Ancak üçüncü seferde doğaçlama ile daha iyisini yapmaya çalışırsın. Çok büyük ihtimalle başarısız olursun ve önüne iki seçenek çıkar: Ya denemeye devam edeceksin, ya da tarife geri döneceksin… İnovasyon, denemek ve hata yapmakla eş anlamlıdır ve sadece denemeye devam edenler mükemmel bir tatla (inovasyonla) ödüllendirilirler.”

"Devrimler imkansızı başarır" diyen Godin bunu da şöyle açıkladı:

Henry Ford Model T’yi üretmeden hemen önce: “Ben otomobil diye bir şey üreteceğim, devlet de otomobil için yollar yapacak, şirketler petrol çıkartıp, benzin istasyonu ağı kuracak, McDonalds drive-in’ler açacak”, dese kim inanırdı...

İnsanların okullarda gereksiz bilgiler ile doldurulduğunu, adeta bir makine için değiştirilebilen parçalar haline getirildiği söyleyen Godin, problem çözen insanlar yerine işçiler yaratıldığını ifade etti ve şöyle dedi: "Eğer sisteme uyuyorsanız fark edilmezsiniz. Sıradan insanlar fark yaratamaz, farkı farklı insanlar yaratır."

CMO (Chief Marketing Officer) ünvanının değişmesi ve Chief Movement Officer olması gerektiğinin altını çizen Godin, pazarlamanın şirketleri ileri itmesi ve liderlik etmesi gerektiğini belirtti ve pazarlamada daha ucuzu önermenin hata olduğunu, “her zaman (senden) daha ucuz olan vardır” diyerek sözlerini tamamladı.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Şikayet sitelerine farklı bir yaklaşım: Övgü siteleri

Merhaba,

bugün stumbleupon kullanırken rastladığım ve henüz çok yeni açılmış bir web sitesi modelini paylaşmak istedim.

kirb.com; şikayetimvar.com gibi sitelere 180 derece dönerek bakan bir şirket övgü sitesi. Övgüleri tek bir yerde toplayarak şirketlerin tüketicilerine hem memnuniyetlerine karşılık hediye ya da hizmet verebilecekleri, hem de şirketlerin bir ölçüt olarak tüketicilerine ve medyaya sunabilecekleri bir ortam hazırlıyor.



26 Ekim 2010 Salı

Yeni doğacak bir fil, sosyal medya ve pazarlama :)

Sosyal medyanın olanakları kullanılarak Belçika Anvers'teki (Antwerp) bir hayvanat bahçesinin ziyaretçi sayısını 2009 yılında 2008 yılına göre nasıl büyüttüğünü anlatan bir inovasyon hikayesini sizlere aşağıda kısayolları yer alan poster ve slideshare'da yer alan bir sunum ile paylaşmak istedim.

Anvers Hayvanat Bahçesi yeni doğacak bir fil için kurduğu sitesi ile video ve bilgi paylaşarak, üye olan kişilere sms yollayıp anne filin durumu ve hamileleğinin nasıl geçtiğini anlatarak, ultrason görüntülerini takipçileriyle paylaşarak, blogda yaşananları anlatarak ve ziyaretçilerin fikirlerini alarak, doğacak fil için bir isim yarışması düzenleyerek, kısaca duygusal etkisi olan bir olayı; yavru bir filin doğum öncesi, doğum anını ve sonrasını dijital bir platformda paylaşarak farkındalık yarattı.

Hayvanat bahçesini 2009 yılında ziyaret eden kişi sayısı 2008 yılına göre 300.000 kişi arttı, internet sitesini 850.000 tekil ziyaretçi inceledi. Televizyonda hiç görünmediler.


Poster için; http://db.tt/DbBIOE1

Sunum için; http://www.slideshare.net/BTPsessions/btp-case-baby-elephant-zoo-antwerpen

22 Ekim 2010 Cuma

September’s Top Ten Innovation and Marketing Articles

Herkese Merhaba,
Bu hafta içinde bulduğum business-strategy-innovation.com/wordpress/ adlı site tarafından yayınlanan Eylül ayının inovasyon ve pazarlama ile ilgili top 10 makalesini aşağıdaki link aracılığıyla bilgilerinize sunarım.

Özellikle 1. ve 9. sıradakilerini tavsiye ederim.


Herkese İyi Haftasonları,

18 Ekim 2010 Pazartesi

2 yıldır ekolojik yaşam sürdüren birinin ağzından eko-yaşam'ı dinleyin

Herkese iyi haftalar,

Los Angeles Times'da rastladığım ilginç bir makaleyi sizinle paylaşmak istedim. 2 yıl boyunda tüm olanaklarını kullanrak ekolojik ve sürdürülebilir bir yaşam sürdüren birinin ağzından eko-yaşam'ın iyi ve kötülerini anlatan çok güzel bir makale.

İyi haftalar!

15 Ekim 2010 Cuma

Apple'ın 1984-1994 arası CEO'su olan John Sculley, Steve Jobs'ı anlatıyor

Tekrar merhaba,

Uzun olmasına rağmen bir solukta okuduğum ve sadece Apple'dan değil, Pepsi, Sony, IBM, Microsoft ve HP'den de örnekler vererek harika bir röportaj sunan John Sculley'in belki de en önemli anektodu 1984 yılında yönetim kurulu tarafından verilen "Steve Jobs CEO olmak için çok genç, daha deneyimli bir CEO'ya ihtiyacımız var" kararından ve kendisinin CEO yapılmasından ne kadar hoşnutsuz olduğu. "İşe başladığı zaman bilgisayarın b'sini bile bilmiyordum" diyen Sculley, Job'sun ayrılığı dönemde, sadece Jobs'un prensiplerine bağlı kalmaya çalıştığını da ekliyor sözlerine.

Tüm makaleyi okumak için cult of mac'in websitesini ziyaret edebilirsiniz.


14 Ekim 2010 Perşembe

GAP'in yeni logosu ve sosyal medyanın gücü

GAP, marka imajını yükseltmek ve yeni tarzını yansıtmak amacıyla tasarlattığı yeni logosunu web sitesine koydu koymasına ama facebook ve twitter'da GAP hayranlarının yeni logoya duydukları tepkilere sessiz kalamadı ve eski logosunu kullanmaya devam edeceğini açıkladı.

Oysa yeni logosunu (ve mümkünse alternatiflerini) sosyal medya platformları üzerinden oylamaya sunsa, belki de müşterileri çok daha pozitif bir bakış açısıyla, markanın logosunu seçebilmenin zevkiyle bu logoyu seçecekti.

Müşterileri için sıradan bir marka olmaktan çok bir yaşam tarzı haline gelen, yani duygusal bağ kurulan markalar, artık günümüzde sosyal medyayı hiçe sayarak hareket etme özgürlüğüne sahip değiller. 

Ancak GAP durumu fark edip geri adım atarak belki de hayranları tarafından kendini eskisinden daha da iyi bir konuma getirmiş olabilir. Logonun geri getirilmesi ile hayranları facebook ve twitter'da oldukça sevinmişe benziyor.

Detaylı bilgi için Dailytech'in sitesindeki haberi okuyabilirsiniz.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Herkes Nerede?

Herkese merhaba,

Uzun bir ara oldu. Blogumuzu tekrar canlandırmak amacıyla bugün rastladığım harika bir makaleyi sizlerle paylaşmak istedim. 1800'lerden günümüze insanların bilgiye hangi yolla ulaştığını anlatan bir görselle başlıyor makale ve 2020 yılında nelerin olacağı konusunda da fikirler veriyor. Sonuç kısımdaki gelecek tahmini de bence çok yerinde ve olabilirliği de çok yüksek.

1800'lerde sadece yüz yüze konuşarak bilgi alışverisi sağlanırken, sırayla gazete, radyo, televizyon, internet diye devam eden bilgi alışveriş yöntemleri, 2020 yılında televizyonun da ölmeye çok yaklaşmasıyla tamamen hedefsel (targeted) bilgi, pazarlama ve alışverişe odaklanacak ve bilgi sağlayacıları bize uygun bilgi vermek için birbirleriyle yarışacaklar.